-BİLGİ PAYLASMAK İÇİNDİR

7 Ağustos 2013 Çarşamba

CATALHOYUK 2013 -Sınıfsız toplum bulgusu ve Anadolu'da ilk kumas



Çatalhöyük’te sınıf ve
cinsiyet ayrımı yoktu
“Çatalhöyük kazılarından
öğrendiklerimiz bize modern
toplumla ilginç karşılaştırmalar
yapma olanağı sunuyor. Neolitik
dönemde yerleşkeler genelde 20-30
haneden oluşurken Çatalhöyük’te 8
bin kişinin yaşadığını biliyoruz.
Buna rağmen Çatalhöyük’te merkezi
güç olmadan; idari yetkililer ve
çeşitli otoriteler kurmadan bir yaşam
sürüldüğünü görüyoruz. Eşitlikçi ve
lidersiz bir toplum, herkes aynı
sosyal statüde, kadın-erkek, genç-
yaşlı ayrımı yapılmıyor.”

“Toplum burada bildiğimizden farklı
şekillerde birbirine bağlanmış.
Örneğin Çatalhöyük’te 9 bin yıl önce
doğmuş olsaydınız, biyolojik ailenizle
yaşamıyor olabilirdiniz. Yeni doğan
bebeklerin yerleşimdeki diğer evlere,
ailelere verildiğini görüyoruz.
Dolayısıyla bu topluluğun karmaşık
biyolojik bağlar kurarak büyük bir
aile gibi yaşadığını söylemek
mümkün. Onları bir arada tutan,
belki de garipseyeceğiniz başka
gelenekleri de var. Cenazeler kafa,
kol, hatta diş gibi parçalara ayrılarak
farklı evlere dağıtılıyor ve evlerin
altına gömülüyor. Doğumda da
ölümde de bu gelenekler sayesinde 8
bin kişi kuvvetli sosyal bağlar
kurmuş.”
“Öğrendiklerimizden biri de kadın ve
erkeklerin aynı şekilde beslendiği
oldu. Kadın ve erkek arasında
neredeyse hiçbir sosyal ayrım
yapılmıyor. İşbölümü ve toplumsal
roller konusunda bir ayrım
olmadığını söyleyebiliriz.
Biliyorsunuz Çatalhöyük kazılarında
sanat ve sembolizm konusunda
öğrendiklerimiz çok öne çıktı.
Kazıların ilk zamanlarında bazı
buluntuların ‘ana tanrıça’yı temsil
ettiği düşünülüyordu. Artık bu
şekilde düşünmüyoruz. Çıkan sanat
eserlerinde kadın ‘anne’ olarak yer
almıyor. Daha önce de belirttiğim
gibi Çatalhöyük’te kadın ve erkek
arasında böyle bir ayrım yok,
dolayısıyla bir ‘ana tanrıça’ figürü de
yok.”
“Bu yıl çok heyecanlandıran bir
bulgu da geniş bir kumaş parçası
oldu. 9 bin yıl önce insanlar ne giyer
pek bir fikrimiz yok, çünkü organik
malzemeler çoğunlukla günümüze
ulaşamıyor biliyorsunuz. Fakat bu
kumaş kilden bir kütlenin içindeymiş
ve evde yangın çıkınca bu kil pişerek
içindeki kumaşı korumuş. Ketenden,
ince dokunmuş çok güzel bir kumaş
bu ve Levant- Suriye ’den gelmiş.
Demek ki o zamanlarda bu geniş
coğrafyada ticaret yapılıyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder